MÜLKİYET HAKKINDAN DOĞAN YETKİLERİN KOMŞU LEHİNE SINIRLANDIRILMASI

Yazdır
Kategori: Önemli Konular
Yayınlanma: 27 Nisan 2014
Super User tarafından yazıldı. Gösterim: 866

ZARAR VEREN TAŞKIN EYLEMLER

Kural olarak bir malik, taşınmazını, tahsis edildiği amaca uygun olarak kullanmaktan alıkonamaz. Ancak MK. 737/I ile malik için zarar verecek taşkın eylemlerden, aşırı davranışlardan kaçınma ödevi öngörülmüştür.

Öte yandan, yine bahsedilen hükmün 2. fıkrasında “Özellikle taşınmazın durumuna, niteliğine ve yerel âdete göre komşular arasında hoş görülebilecek dereceyi aşan duman, buğu, kurum, toz, koku çıkartarak, gürültü veya sarsıntı yaparak rahatsızlık vermek yasaktır.” ifadeleri yer almaktadır.

Bunun sonucu olarak Kanunun, malike, yükletilen kaçınma ödevine aykırı davranılmış olup olmadığı, bir eylemin taşkınlık sayılıp sayılmayacağı belirlenirken, komşuya zarar vermeme ölçütü benimsenmiştir.

MK. md. 737/II de örnek olarak sayılanlar içinde komşular arasında hoş görülebilecek dereceyi aşma, rahatsızlık vermeme ölçütü söz konusudur. Demek ki, bir kullanmanın taşkınlık sayılıp sayılmayacağını belirlerken, hâkim o taşınmazın yerini, özgülendiği amacı ve mahallî adetleri göz önünde tutmalıdır.

Kanunda nelerin taşkınlık sayılacağı yönünden genel bir kural öngörülmediğinden, burada, hâkime geniş bir takdir hakkı tanındığı söylenebilir.

Ülkenin her yerinde sosyal ve ekonomik ihtiyaçlar, mahallî adetler birbirine benzemediği için, Kanun hâkime, genel ihtiyaçları ve bölgedeki adetleri dikkate alarak bir düzenleme yapmak konusunda da yetki verilmiş olduğu ileri sürülebilir.

Ancak, anlaşmazlık durumunda tarafların menfaati makûl bir şekilde tartılarak, komşular arasında hoşgörü ile karşılanması gereken eylemlerle diğerleri arasındaki sınırı tespit etmek gerekir.

Buna göre kalorifer bacasından çıkan dumanın bir taşkınlık teşkil edip etmediğinin tespitinde, bunun mahallî adetlere göre, komşular arasında hoş görülebilecek dereceyi geçen bir keyfiyet olup olmadığının tespiti gerekir.

Ayrıca kalorifer tesisatının, bölgenin şartlarına ve mahallî adetlere göre, bütün bilimsel tedbirlerin uygulanıp uygulanmadığının ve bu eksiklikler varsa ne şekilde giderilmesi gerektiğinin incelenmesi gerekir. Meselâ köyde bir tarlaya atılan gübrenin çıkardığı koku, taşınmazın kullanılmasında taşkınlık sayılmaz.

Buna karşılık, bir fabrikanın koku yapan bazı maddelerini, bir kentin içinden geçen suya döküp pis kokunun yayılmasına sebep olunması, MK. md. 737 anlamında taşkınlık kabul edilmelidir. Kısacası; taşınmazın bulunduğu bölgenin köy, kasaba, şehir olup olmamasına, taşınmazların şehrin iş yerinde veya oturma bölgesinde bulunup bulunmamasına göre, malike düşen kaçınma ödevinin kapsamı değişir.

Taşınmazın niteliği de, davranışın taşkın sayılıp sayılmayacağını etkiler. Taşınmazın tahsis edildiği amaca uygun düşen eylemler, taşkınlık sayılmaz. Ancak, taşınmazlar bulundukları bölgelerin özelliklerine uygun işletmelere özgülenmelidirler. Meselâ, bir kentin oturma bölgesindeki bir taşınmaz ahır olarak kullanılmamalıdır.

Taşınmaz malikinin kaçınma ödevi belirlenirken, taşkınlığın komşu taşınmaz ve komşu üzerinde zarar veren ve alışılmış ölçülere göre çekilmez bir etki yapan nitelikte bulunup bulunmadığı göz önünde tutulmalıdır.

Eğer gürültüler ve taşkınlıklar komşuda alışılmış ölçülere göre çekilmez bir etki meydana getirmez ise, ondan hoşgörü göstermesi, buna katlanması beklenmelidir. Genel olarak denilebilir ki, zarar verebilecek ve her şeyden önce sağlığa dokunan taşkınlıklar, bacalardan çıkan gazlar, suyun kirletilmesi MK. md. 737 kapsamına girer.

Tozların içeriye girmesi, çeşmelerin, hendek, sarnıç, lağımların rutubet yapması, kurum veya duman yüzünden ekinlerin zarara uğraması, rahatsızlık veren özellikle gürültü çıkaran taşkınlıklar da bu kapsamdadır. Günlük hayatta sıkça karşılaştığımız apartman ve evlerin bahçelerinde, çocuk bağırmaları, piyano ve keman egzersizleri, radyo, pikap, televizyon gürültüleri, yüksek sesle saz ve şarkı icrası, halı silkmeleri, evde beslenen köpeklerin uluma ve bağırmaları apartman ya da evde oturanların huzurlarını bozan davranışlardır.

Kat Mülkiyeti Kanunu’nda yapılan düzenlemelerle Medenî Kanunun komşuluk hukukuna ilişkin ödevleri uygulama alanı bulmuştur.

Malikin MK. md. 737 deki yükümlülüğünü ihlâl etmesi, aynı Kanun md. 730 gereğince sorumlu olmasına yol açar. Bu ihlâlin kusurlu bir fiil sonucu olması gerekmez. Kusur ile sebebiyet verilmiş olmasa dahi, taşkınlık teşkil eden bir fiilin mevcudiyeti MK. md. 737’nin uygulanması için yeterlidir.

Malik zarar tehlikesini gidermeye, durumu eski hale getirmeye, saldırı sebebini sona erdirmeye ve doğmuş zararı tazmine mecburdur. Hâkim, taşkınlığın önlenmesi için hangi tedbirlerin alınacağını kararında açıkça belirtmelidir.

YARGI KARARLARINA GÖRE TAŞKIN DAVRANIŞLAR

 Davalının kullandığı bıçkı makinelerinin davacıyı rahatsız edecek şekilde zarar meydana getirdiğine ve bunun giderilmesi yolları bilirkişi raporunda açıklandığına göre, bu yolda karar verilmesi gerekir. ‘davacılara ait tezgâhların çalışması sırasında çıkan gürültüden davacının fazlasıyla rahatsız olacağı, uyuyamayacağı, iki kişinin dahi konuşmasının anlaşılamayacağı yerinde yapılan keşfe ait bilirkişi sözlerinden anlaşılmaktadır… Davacının evinde durulmaz dereceye vardırılan gürültü hoş görülülükle karşılanamaz. Komşu hakkının korunması öncelikle gelir.’

 Davalının evinin çatısına biriken yağmur sularının davacıya zarar verip vermediği araştırılmalı ve bir zarar varsa bunu önleyecek tedbirlerin alınmasına davalı zorlanmalıdır.

 Evinin bitişiğinde olan komşu ahırının duvarından sızan rutubet ile pis kokuların önlenmesi istenebilir. “davalının taşınmazına tuvalet inşa etmesi önlenemez. Ancak tuvalet olarak kullanılmaktan ötürü bir zarar meydana gelmişse bunun önlenmesi istenebilir.”

 Bir tarım bölgesinde fabrika kurulmamalıdır. Duman ve çevreye saçacağı kimyasal maddeler, fabrikaya ait pis sular, bu komşu tarım toprağına sahip kişileri zarara uğratır. Onların da MK. md. 737 uyarınca zararlı eylemlerin önlenmesini istemeleri haklarıdır.

 Komşu fabrikanın bacasından çıkan dumanlardan, bahçenin harap olduğunu ve meyvelerin yenilmez hale geldiğini ileri sürerek bahçe sahibi, MK. 737. maddesi gereğince bu durumun önlenmesini isteyebilir.

 Davalının kalorifer bacasının komşuluk hukuku ilişkilerine uygun bulunmayacak biçimde duman çıkarttığı ve bundan davacının zarar gördüğü bilirkişilerce tespit edilmiş ve mahkemece kalorifer tesisatının mazotla işleyecek biçime çevrilmesi yolu ile zararın giderilmesine karar verilmiştir. Bu zararın giderilmesi şartlarının aranması ve yerine getirilmesi hukuk kurallarının bir buyruğudur. Bu ise, bilirkişi incelemesi ile olacaktır. Bilirkişiler, kalorifer işletmesinin mazotla yapılmasını ya da bacanın yükseltilmesini, konuyu çözümleyici olarak ileri sürdükleri için görüşlere uygun olarak sorunun çözülmesi yoluna gidilmelidir.

 Malikin yapısına pencere açması, MK. md. 737’ye uyan bir taşkınlık sayılmamaktadır. Bir taşınmaz malikini, kendi sınırları içinde yaptırdığı yapıda komşu taşınmaza bakan pencere açmaktan alıkoyan bir hüküm yoktur. Anayasanın güvencesi altında olan mülkiyet hakkının kanun hükümleri dışında geleneklere veya dinî inançlara göre sınırlandırılması uygun olmaz. Yargıtay’ın bu konudaki inançları kökleşmiştir.



"Mülkiyet Hakkından Doğan Yetkilerin Komşu Lehine Sınırlandırılması" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Stj. Av. Yaşar Sarı'e aittir ve makale, yazarı tarafından Türk Hukuk Sitesi (http://www.turkhukuksitesi.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.

Acil Teknik-Tamir-Bakım
Ziyaretçilerimiz
412091
Today
Yesterday
This Week
Last Week
This Month
Last Month
All days
91
243
334
322856
4932
7996
412091

Your IP: 54.224.187.45
2017-11-20 12:30
Google AdSense 2