EVE MUHTELİF ERKEKLER İLE GELME NEDENİ İLE TAHLİYE İSTEMİ

Yazdır
Kategori: Yargıtay Kararları
Yayınlanma: 20 Nisan 2014

T.C. YARGITAY
18.Hukuk Dairesi

Esas: 1997/5489
karar: 1997/6171
karar Tarihi: 10/06/1997

ÖZET: Mesken niteliğindeki bağımsız bölümün randevu evi olarak kullanılması ancak işyeri olarak tanımlanabilirse de davalı R.’in kabule göre sabit olan eylemi geceleri dışarıda kalıp sabahın erken saatlerinde muhtelif erkeklerle birlikte eve gelmesidir.

Bu husus bağımsız bölümün randevu evi olarak kullanılması anlamına gelmediği gibi dinlenen tanıkların ifadeleri böyle bir kabule de yeterli değildir. Bu durumda mahkemece yasa hükümlerinin doğrudan uygulanması söz konusu olup hukuki nitelendirmenin mahkemeye ait olduğu ve bağımsız bölümün maliki ile kiracıları arasındaki akdin feshini isteme hakkının bağımsız bölüm malikine ait bulunduğu esasları göz önünde bulundurularak 33. maddenin 2 ve 3. fıkralarının uygulanması söz konusu iken, yasal dayanağı olmayan biçimde ve ihtar ile süre verilmeksizin doğrudan tahliyeye karar verilmesi doğru görülmemiştir.



(634 S. K. m. 18, 24, 33)

dava: dava dilekçesinde tahliye istenilmiştir. Mahkemece davanın kabulü cihetine gidilmiş, hüküm davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:

Karar: dava ana gayrimenkulde kat maliki bulunan E. Çelik ile bağımsız bölümü davalılara kiralayan Y. Taşkale tarafından davalıların ahlaka aykırı yaşam sürdürdükleri, gürültü yapıp diğer kat maliklerini rahatsız ettikleri gerekçelerine dayanarak tahliye istemi ile açılmış olup, mahkemece kiraya verenin akde aykırılık nedeni ile açtığı davanın aktif husumet koşulunun gerçekleşmediği nedeniyle reddedilmiş, ancak davalıların kat mülkiyeti Kanununa aykırı davranışları varit görülerek bağımsız bölümü kullanan <davalı r.’in="" geceyi="" dışarıda="" geçirip="" sabahın="" erken="" saatlerinde="" değişik="" erkeklerle="" eve="" geldiğinin="" sabit="" olduğu,="" bu="" davranışının="" ise="" bağımsız="" bölümün="" randevu="" evi="" olarak="" kullanıldığı=""> gerekçesi ile ve taşınmazın kiralama amacı dışında gayri ahlaki maksatla kullanıldığı belirtilerek tahliyeye karar verilmiştir.

kat mülkiyeti Kanununun 18. maddesi, kiracılar dahi kat malikleri gibi bağımsız bölümü kullanırken doğruluk kaidelerine uymalarını ve birbirlerini rahatsız etmekten kaçınmalarını, birbirinin haklarını çiğnememelerini öngörmüş ve bağımsız bölüm malikini bu konuda kiracılar ile birlikte müteselsilen sorumlu tutmuştur.

Aynı yasanın 33. maddesinde ise bu Kanunda öngörülen borç ve yükümlülüklerini yerine getirmeyenler hakkında diğer kat maliklerince mahkemeye başvurma hakkı tanınmış, hakimin iddiayı sabit görmesi halinde ilgililerin yasaya aykırı kullanım ve davranışlarına son verilmesine, bunun için belli bir süre verilmesine ve bunun tefhim veya tebliğine karar verileceğini hükme bağlamıştır.

Hakimce tespit edilen sürede bu kararın yerine getirilmemesi halinde maddenin son fıkrasında cezai müeyyide getirilmiştir.

Bu suretle 18. madde ile 33. madde birlikte incelendiğinde rahatsız edici durumlar sebebiyle bağımsız bölümlerin tahliyesinin öngörülmediği, bu hususun ancak 24. maddede öngörülen yasak işlerde geçerli olduğu görülür. Kötü kullanımın devam etmesi halinde ve koşulların gerçekleşmesi durumunda kat mülkiyeti Kanununun 25. maddesinde öngörülen devir ancak söz konusu olabilir ki böyle bir dava açılmamış ve koşulları da araştırılmamıştır.

Mesken niteliğindeki bağımsız bölümün randevu evi olarak kullanılması Kat Mülkiyeti Kanununun 24. maddesi kapsamında ancak işyeri olarak tanımlanabilirse de davalı R.’in kabule göre sabit olan eylemi geceleri dışarıda kalıp sabahın erken saatlerinde muhtelif erkeklerle birlikte eve gelmesidir.

Bu husus bağımsız bölümün randevu evi olarak kullanılması anlamına gelmediği gibi dinlenen tanıkların ifadeleri böyle bir kabule de yeterli değildir.

Bu durumda mahkemece yasa hükümlerinin doğrudan uygulanması söz konusu olup hukuki nitelendirmenin mahkemeye ait olduğu ve bağımsız bölümün maliki ile kiracıları arasındaki akdin feshini isteme hakkının bağımsız bölüm malikine ait bulunduğu esasları göz önünde bulundurularak yukarıda sözü edilen 33. maddenin 2 ve 3. fıkralarının uygulanması söz konusu iken, yasal dayanağı olmayan biçimde ve ihtar ile süre verilmeksizin doğrudan tahliyeye karar verilmesi doğru görülmemiştir.

Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK’nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 10.06.1997 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)

Acil Teknik-Tamir-Bakım
Ziyaretçilerimiz
411936
Today
Yesterday
This Week
Last Week
This Month
Last Month
All days
179
272
179
322856
4777
7996
411936

Your IP: 54.225.36.143
2017-11-19 17:04
Google AdSense 2